Archive for Temmuz, 2010

BLOGLAR ARASI BİR OYUN VE DERYA ABLAMIN DAVETİ:)

Temmuz 31, 2010 - 10:45 pm 2 Comments

Bloglar arasında zaman zaman bazı oyunlar oluyor. Bu oyunlardan birine de canım Derya Ablam beni davet etmiş..Onun bu nazik davetine seve seve cevap veriyorum ben de:).

 

Oyundan da kısaca bahsetmem gerekirse; bu bir nevi sanal “Yemekteyiz” yarışması, hani şu televizyondaki yarışma. Bizden istenen de bu yarışmaya katılıyor olduğumuzu hayal edip ona göre bir masa düzeni ve menü oluşturmamız. Menüyü kendi tariflerimizden seçerek belirlemeliyiz.

 

Canım ablam çok teşekkür ederim bu oyuna beni de seçtiğin için. İşte benim cevaplarım..

 

Masa aksesuarlarımı Derya Ablam gibi ben de Bernardo’dan seçtim çünkü modern ve bol çeşitli ürünleri bana çok hitap ediyor. Ayrıca doğruyu söylemek gerekirse, Bernardo dışındaki diğer aksesuar markalarının ürünlerinin fotoğraflarını bulacağım yapıda web siteleri de yoktu:)).

 

Masa Örtüsü:

 

 

Yemek takımı:

 

 

Çatal-bıçak takımı:

 

 

Bardak takımı:

 

 

Minik sofra aksesuarları:

 

 

Sofraya şık bir hava katacak şamdanlar:

 

 

Menüm ise şöyle olurdu:

 

Çorba:         Ekşili Sebze Çorbası

 

Aperatifler: Patatesli Havalı Börek

                    Yoğurtlu Pancar Salatası

                    İmam Bayıldı

 

Salata:         Mısırlı Mevsim Salatası

 

Ana Yemek: Mantarlı Salçalı Dana Biftek

 

Pilav:           Şehriyeli Pirinç Pilavı (ilginç ama sürekli yaptığım bir tarif olmasına rağmen   sitemde   yer vermemişim daha önce:))

 

Tatlı:           Pirinç Unu ile Revani

 

Ben de bu oyuna katılmak isteyen bütün arkadaşlarımı oyuna davet ediyorum:)).

AYÇE ABLA’NIN TUZLU KURABİYELERİ

Temmuz 29, 2010 - 11:06 pm 11 Comments

Annemin arkadaşı Ayçe ablanın ilk tarifini denedikten ve fazlasıyla memnun kaldıktan sonra geçenlerde, büyük zevkle bir diğer tarifini de denedik:)..

Anneciğim bu tarifleri arkadaşlarıyla toplanmalarında (bir nevi bayanlar günü) alıyor. O kalabalıkta, konuşmalar arasında bazen bazı malzemeleri söylemeyi, yazmayı unutuveriyorlar:). Bugün vereceğim tarifin iki versiyonu olmasını da böyle bir olaya borçluyuz aslında.

Annecim bu tuzlu kurabiyelerin tarifini alırken kabartma tozunu yazmamış, ilk yapışında da bu şekilde yapmış. Ayçe abla bu kurabiyeleri anlatırken uzun süre bayatlamayan kurabiyeler olduğunu söyleyince herhalde içinde kabartma tozu olmamasından kaynaklanıyor diye düşünüp üzerinde de durmamış. Kurabiyeler piştikten sonra kıyır kıyır, aynen pastane tuzluları gibi olmuşlardı, sanırım bunu biraz da kabartma tozsuz yapılışına borçluyduk:).

Daha sonra annem Ayçe ablayla konuşunca sordu, meğer içinde kabartma tozu kullanılıyormuş ama “çok az koysan da olur” demiş Ayçe abla. Annem de kurabiyeleri ikinci kez yapışında kabartma tozu kullandı. Ben bu sefer içine mahlep de koymamızı önerdim, çünkü tuzlu kurabiyelerde mahlep kokusu çok hoşuma gidiyor benim.

Sonuç olarak bir temel hamurdan iki farklı kurabiyemiz olmuş oldu. Farkları sayacak olursam; birincide kabartma tozu ve mahlep yoktu. Birinci grup kurabiyeleri şekillendirirken annem simit şeklinde kıvırıp, önce yumurta akına, sonra susama buladıktan sonra fırınlamış. İkinci grubu ise merdaneyle açıp, kurabiye kalıbıyla şekillendirdikten sonra, üzerine yumurta sarısı sürüp haşhaş tohumu serperek fırınladı. Farklı malzemeleri, iki tarifte farklı renkte yazdım ki daha anlaşılır olsun.

Biz bu kurabiyenin her iki halini de çok sevdik. Dediğim gibi kabartma tozu kullanmayışımız susamlı simitleri pastane tuzlularının kıvamına çok yaklaştırmış ve bu hali benim çok hoşuma gitti. Sanırım ben bir daha yaparsam kabartma tozu kullanmam. Gerçekten de uzun süre tazeliğini koruyabilen kurabiyeler bunlar, tabi hemen yendikleri için çok uzun süre kalamıyorlar:).

Ayçe ablaya bize bu güzel tarifini kazandırdığı için tekrar çok teşekkür ediyorum:).

İşte Ayçe ablanın tarifi ve bizim ufak şekillendirmelerimizle oluşan iki farklı kurabiye tarifi:

AYÇE ABLA’NIN TUZLU KURABİYELERİ

SUSAMLI MİNİK SİMİTLER

Malzemeleri:

125 gr. Tereyağı

1 çay bardağı sıvıyağ

1 çay bardağı peynir (ezilmiş beyaz peynir, rende kaşar ya da başka bir peynir olabilir)

1 çay bardağı dolusu yarı yarıya sirke-su karışımı

3 silme yemek kaşığı toz şeker

1 tatlı kaşığı tuz

aldığı kadar un (ben tam buğday unu kullandım)

üzerine: 1 yumurtanın beyazı ve susam

Yapılışı:

Un hariç diğer malzemeleri bir yoğurma kabında elimizle iyice karıştırıyoruz. Unu azar azar ilave edip ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde ediyoruz (kulak memesi kıvamında). Bu hamurdan küçük parçalar koparıp elimizle yuvarlayıp incelterek çubuk şekline getiriyoruz. Daha sonra bu çubuğun iki ucunu birleştirip simit şekli veriyoruz. Elde ettiğimiz bu simitleri önce yumurta akına sonra da susama batırıp yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Önceden 180C°’ye ısıtılmış fırında kurabiyeler pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.

HAŞHAŞLI YILDIZ KURABİYE

Malzemeleri:

125. gr tereyağı

1 çay bardağı sıvıyağ

1 çay bardağı peynir (ezilmiş beyaz peynir, rende kaşar ya da başka bir peynir olabilir)

1 çay bardağı dolusu yarı yarıya sirke-su karışımı

3 silme yemek kaşığı toz şeker

1 tatlı kaşığı tuz

1 paket kabartma tozu

1 tatlı kaşığı mahlep

aldığı kadar un (ben tam buğday unu kullandım)

üzerine: 1 yumurtanın sarısı ve haşhaş tohumu

Yapılışı:

Un hariç diğer malzemeleri bir yoğurma kabında elimizle iyice karıştırıyoruz. Unu azar azar ilave edip ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde ediyoruz (kulak memesi kıvamında). Hamuru bir merdaneyle 1 cm. kalınlığında açıp kurabiye kalıbıyla keserek şekil veriyoruz. Kalıpla şekillendirdiğimiz kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz, üzerlerine yumurta sarısı sürüp, haşhaş tohumu serpiyoruz. Önceden 180C°’ye ısıtılmış fırında kurabiyeler kızarıncaya kadar pişiriyoruz.

Afiyet Olsun:)).

PRATİK ACI BADEM KURABİYESİ

Temmuz 24, 2010 - 10:01 am 24 Comments

Sitemde bir tarif paylaşırken, tarifin gerçekten hoşuma gitmiş olması, başkaları tarafından da denenip beğenilmiş olması çok önemli benim için. Yoksa başarısız hiç mi denemelerim olmuyor. Tabi ki oluyor. Hatta mutlaka olsun ki bu, beni bir ileriye taşıyabilsin…

Mutfakta denemeler yaparken bazen kendimi kimya laboratuarında gibi hissederim:). Çünkü çok farklı malzemeleri, farklı oranlarda kullanmayı, bazen de yan yana pek düşünemeyeceğimiz malzemeleri bile kullanıp bambaşka lezzetler ortaya çıkarmayı çok severim.

Tabi bu denemeler bazen o kadar iyi tutar ki yiyenlerin beğenileri beni mutluluktan dört köşe hale getirir:). Bazen de tutmayıverir işte, bir şeyler eksik ya da fazla, kıvamlar istediğimden farklı olabilir. O zaman da zihnimin mutfak kuralları kısmına yazılıverir o denemeden elde edilen tecrübeler:).

Ve sitemde tarifini verirken mutlaka belirttiğim, “deneyin, pişman olmayacaksınız:)” dediğim tarifler de vardır. Bu, başucu tariflerimin büyük çoğunluğu annemdendir (yemek bilgimin en temel kaynağı o olduğu düşünülünce bu çok doğal aslında:)). Her denememde tarif tutar ve yiyenler çok beğenir..

Hazır olun:)..İşte şimdi öyle bir tarif veriyorum size. Bu seferki tarif annemin arkadaşı Ayçe Abla’dan..

Tarifi ondan annem almış, denemesini ben yaptım..Hem gerçekten çok çok pratik, az malzemeyle, çabucacık yapılıveriyor; hem de lezzetli mi lezzetli. Üstelik içinde un ve yağ yok:). Bu kurabiyeyi yedikçe yedirten en önemli özelliği de bu sanırım:).

Tarifin ismini Acı Badem Kurabiyesi olarak vermiş Ayçe Abla ama ben “Pratik Acı Badem Kurabiyesi” demek istiyorum. Tadı bildiğimiz acı badem kurabiyelerine çok çok yakın ama bu kurabiyenin içinde badem değil fındık kullanılıyor. Aslında araştırma yaparken bir iki yerde, bildiğimiz acı badem kurabiyelerinde de fındık kullanıldığını okumuştum ama bu bilginin doğruluğundan emin değilim açıkçası.

“Pratik” kelimesini özellikle tarifin ismine ekledim. Tarifi okuyunca siz de bana hak vereceksiniz çünkü.. Kullanılan malzeme gerçekten çok az. Ayrıca yumurta akı çırpıp köpük yapmaya da gerek yok; tek yapmanız gereken malzemeleri karıştırıp, tepsiye aktarıp fırınlamak.

Bu kadar bahsettikten sonra işte tarifi… Deneyin, pişman olmayacaksınız:))..

(Ayçe Ablaya bir kez de buradan, bu güzel tarifi bize kazandırdığı için teşekkür ediyorum:)).

PRATİK ACI BADEM KURABİYESİ

Malzemeleri:

1 adet büyükçe yumurta

1 su bardağı pudra şekeri

300 gr. ince çekilmiş kabuksuz fındık

1 paket vanilya

Yapılışı:

Bütün malzemeleri bir karıştırma kabında elimizle iyice karıştırıyoruz, hamur haline getiriyoruz. Hamurdan cevizden küçük parçalar kopartıp, (biraz yapışkan olduğu için gerektikçe elimizi suyla ıslatarak) yuvarlayıp, üzerine hafifçe bastırarak yassılaştırıyoruz. Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine aralıklı olarak diziyoruz.

Önceden 175°’ye ısıtılmış fırında kurabiyelerin kenarları esmerleşmeye başlayana dek (üstü pembe olacak) pişiriyoruz. Bu süre fırınlara göre değişir; yaklaşık 10-15 dk. arası sürüyor. Çabuk piştiği için sık sık kontrol etmekte fayda var (fırının kapağını açmadan tabi:)).

Kurabiyeler pişince tepsiyi fırından alıyoruz. Kurabiyeler fırından ilk çıktıklarında yumuşak gibi oluyor, sonra sertleşiyorlar. Kurabiyeler sıcakken ikişerli olarak birbirine bastırılarak yapıştırılabilir (ya da araya marmelat sürerek). Böylece gerçek acı badem görüntüsü yakalanabilir. Ben birleştirmeden yaptım ki daha çok sayıda kurabiyemiz olsun:).

Afiyet Olsun:).

PORTEKİZ GÜNLERİNDEN..

Temmuz 18, 2010 - 9:27 pm 12 Comments

Hayat acısıyla, tatlısıyla devam ediyor. Ve bazen kelimeler yetersiz kalıyor hissettiklerimi anlatmaya…

 

Babaannemi kaybedeli bir haftayı geçti. Yokluğuna alışmak zor ama onunla ilgili bütün güzel anılarımda o yaşıyor zaten. Düşüncelerimde, düşlerimde, hücrelerimde o hep benimle…

 

Biliyorum bu sene blogum bir yemek blogu olmasının yanında adeta bir gezi blogu niteliği taşımaya başladı..Galiba ben bu sene leyleği havada gördüm:).

 

Geçen hafta da en iyi arkadaşım, dostum, kardeşimin yanına Portekiz’e gittim. Böylece hem bol bol özlem giderme imkanımız oldu hem de ben bu vesileyle oraları görmüş oldum. Orada kurduğu düzenini görünce arkadaşımla bir kez daha gurur duydum. Canımcım seni çok seviyorum, her şey için tekrar tekrar teşekkürler:).  

 

Portekiz’de  önce Lizbon’da kaldık arkadaşımla. İki gün kadar oraları gezdik. Arnavut kaldırımlı, yokuşlu sokaklarına gire çıka keşfettik Lizbon’u. Alttakiler Lizbon’dan birkaç kare:

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonra arkadaşımın yaşadığı şehir olan Porto’ya geçtik. Porto; daracık sokakları, küçük balkonlarından sarkan rengarenk çamaşırlarla süslü, çinilerle kaplı tarihi evleri, şehirle özdeşleşmiş şarabı ve şehri ikiye ayıran Douro Nehri ile bence mutlaka görülmesi gereken bir şehir. Deniz ürünleri çok taze ve uygun fiyatlıydı. Sebze ve deniz ürünü ağırlıklı Portekiz mutfağı bana çok hitap etti.

 

Orada çok güzel zamanlar geçirdim, çok iyi arkadaşlar edindim. Yine bol bol yürüdüm ve fotoğraf çektim. İşte bunlar da Porto’dan bazı kareler:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BABAANNEM..

Temmuz 12, 2010 - 4:31 pm 20 Comments

Uzunca bir süredir ses çıkmadı benden, biliyorum..Nedeni vardı; yine uzaklardaydım, yurt dışındaydım. Bununla ilgili daha sonra yazacağım.

 

Hayat tuhaf, kimi zaman mutluluktan uçururken bizi kimi zaman kederlere salıveriyor. Ben yurt dışındayken bir tanem, pamuğum, canımın içi babaannemi kaybetmişiz..

 

Ailemle telefonda konuşurken bana hissettirmemeye çalışsalar da seslerinden anladım bir şeylerin ters gittiğini. Kalan günlerimi içimde bu şüpheyle geçirdim. Döndüğümde de acı haberle karşılaştım…Hala benim için inanması çok güç, sanki gerçek değil.

 

Babaannem bize aktardığı hayat dersleriyle, onunla geçirdiğimiz her anın hatıralarıyla bizimle hep beraber olacak, biliyorum bunu..Yine de onu çok ama çok özlüyorum.

 

Kalbi güzel, kendi güzel, pamuk babaannem mekanın cennet olsun. Seni çok seviyoruz…