Archive for Mart, 2011

FIRINDA SEBZELİ TAVUK

Mart 23, 2011 - 1:12 pm 17 Comments

 

Son tarifim şekersiz marmelat gibi hafif bir tarif olunca bir de aynı derecede hafif bir ana yemek tarifi vereyim dedim.

 

Bu tarif hem farklı sebzelerin ve tavuğun lezzetlerinin birleşmesiyle oldukça leziz hem de pratik mi pratik.

 

Fırın kabıyla üstü kapalı şekilde, kendi suyuyla piştiği için lezzetinden de hiç bir şey kaybetmiyor pişirme aşamasında. Üstelik aynı kapla sofraya getirip servis edeceğiniz şekilde göze de hitap ediyor.

 

İşte Tarifi:

 

FIRINDA SEBZELİ TAVUK

 

 

Malzemeleri:

 

1 kg tavuk göğüs eti

1 adet orta boy kuru soğan

3-4 diş sarımsak

2 adet orta boy patates

2 adet havuç

3 adet domates

1 adet büyük kırmızı biber (kaypa biber)

2-3 yemek kaşığı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı zerdeçal

birkaç dal taze biberiye

tuz, karabiber

 

Yapılışı:

 

Tavuk göğüslerini kuşbaşı şekilde doğruyoruz. Patateslerin, havuçların ve domateslerin kabuklarını soyup, kırmızı biberin tohumlarını ayıklayıp yaklaşık tavukların büyüklüğünde doğruyoruz. Sarımsakları da soyup ikiye bölüyoruz. Sebzelerle tavukları bir kaba alıp üzerine tuzu, karabiberi, zerdeçalı ve biberiyeyi ekleyip iyice harmanlıyoruz. Bütün bu malzemeyi kapaklı bir fırın kabına alıyoruz (ben kapaklı borcam kullandım). Zeytinyağını malzemelerin üzerine gezdiriyoruz. Fırın kabının kapağını kapatıp, önceden 200°’ye ısıtılmış fırında pişiriyoruz.

 

Not: Yanında pilavla servis edilirse güzel oluyor.

 

Afiyet olsun:)…

ŞEKERSİZ KURU MEYVE MARMELATI

Mart 16, 2011 - 12:50 pm 18 Comments

 

Günün en sevdiğim öğünüdür kahvaltı..Hafta arası bile uykudan fedakarlık yapıp en az on beş dakikayı kahvaltı sofrasında geçiririz. Bu benim küçüklüğümden beri böyleydi. Annem abimle beni kahvaltısız dışarı yollamazdı hiç. Çok acelemiz olduğu günlerde okula gitmeden önce formülünü sır gibi sakladığı (içindekileri söylese içmeyebilirdik belki:)) özel sütten hazırlardı bize. Sütteki muz ve bal tadını rahatlıkla alıyor ve bu lezzeti çok seviyorduk biz..Büyüklüğü neredeyse kendim kadar olan bir bardak o muzlu sütten içince uzun bir süre acıkamıyorduk zaten:)..

 

İşte hep böyle önemli bir öğün oldu bizler için kahvaltı..Hele de haftasonu kahvaltılarının yeri hiçbir şeyle doldurulamaz. Uzun uğraşlar sonunda hafta arası yemeye fırsat bulamadığımız kahvaltı spesiyalleri bir bir yerlerini alır sofrada.

 

Aynı uzunlukta keyif yapılır kahvaltı masamızda, sohbetler edilir… Ben ev halkı üzerinde türlü omlet çalışmalarımı denerim, neyse ki genelde hep olumlu sonuçlar alırım:). Mevsim yazsa kokulu domatesler, körpecik salatalıklar, dal dal taze maydanoz mutlaka bulunur o masada. Yazlıktan gelen zeytinlerimize ev yapımı reçeller ve marmelatlar eşlik eder.

 

Bizim evde her zaman çeşit çeşit reçel, marmelat bulunur. Çünkü yemekten bile çok severiz annemle reçel yapmayı. Sık sık o kaynayan reçelin kokusu kaplar evi. Reçel pişerken bayılırım üzerindeki köpüğü alıp bir kapta biriktirmeye, o köpük de çok leziz olur çünkü:).

 

Bugün de bir marmelat tarifi paylaşacağım. Üstelik içinde hiç şeker yok…Aslında bu marmeladın tadına varmak için şekere de hiç ihtiyacınız yok. Sadece kuru meyvelerden yapılıyor olması da bu marmeladı ilginç kılan diğer bir özelliği. Şekersiz olduğu için de daha bir gönül rahatlığıyla yeniyor sanki:).

 

İçinde yok yok; besleyici yönü zengin çeşit çeşit kuru meyve var. Neler mi? Kırmızı erik kurusu, gün kurusu kayısı, hurma ve güz yemişi. Diğerlerini eve sık sık alıyoruz ama bu Güz Yemişi’yle ilk kez tanıştık biz. Zaten gün geçmiyor ki yeni bir meyveyle, sebzeyle tanışmayalım. İnternetten araştırınca çok faydalı bir meyve olduğunu gördüm. Satıcısından öğrendiğimiz kadarıyla içerisindeki yüksek likopen miktarı sayesinde kanseri önlemede çok faydalı bir meyveymiş. Vitamin yönünden de çok zengin olan bu meyve kolesterolü düşürmeye de yardımcı oluyormuş. İnternette de benzer bilgileri gördüm. (Güz yemişi fotoğrafta marmeladın yanındaki kırmızı meyve) 

Biz miktarı az tuttuk ki taze taze yeniden yapabilelim diye. Malzemeler aynı oranda çoğaltılarak daha fazla marmelat elde edilebilir.
.

ŞEKERSİZ KURU MEYVE MARMELATI

 

 

Malzemeleri:

 

2 adet hurma (çekirdekleri çıkarılacak)

3 adet gün kurusu kayısı

8 adet kırmızı erik kurusu (çekirdekleri çıkarılacak)

3 adet güz yemişi

1 çay bardağı su

 

Yapılışı:

 

Bütün kuru meyveleri bir tencereye alıp üzerine bir çay bardağı su ilave ediyoruz. Meyveleri suyla birlikte birkaç dakika kaynatıp ocağı kapatıyoruz. Bir blender yardımıyla bütün meyveleri ezip püre haline getiriyoruz. Marmeladı soğuduktan sonra kapaklı cam bir servis kasesinde saklıyoruz.

 

Not: İçinde şeker olmadığından buzdolabında saklamak daha uygun.

 

Afiyet Olsun:)

AY POĞAÇA

Mart 9, 2011 - 2:54 pm 16 Comments

 

Her yerde kar var…

 

Tüm kış boyunca yüzünü bizden esirgeyen kar, bütün gücünü bu günler için saklamış sanki. Dün öğleden sonra başladı ve şu anda ince ince yağmaya devam ediyor.

 

Pencereden bizlere sunduğu o bembeyaz manzara çok güzel ama işin bir de çile boyutu oluyor böyle karlı günlerde. Dün akşam işten çıktıktan yaklaşık dört saat kadar sonra evimize varabildik. Anlamadığım şu; tam bir hafta öncesinden karın geldiğini meteoroloji haber vermişti, öyleyse neden gerekli önlemler zamanında alınamıyor, cidden o kadar zor mu bu?

 

Konuyu annemin leziz mi leziz poğaçalarının tarifini vererek tatlandırmak istiyorum tam da şimdi, çünkü dün, bu yol çilesi konusunda yeterince sıkıldım..

 

Annemin geçen hafta yaptığı bu, hem göze hem de damağa hitap eden poğaçalar arkadaşlarım tarafından da tadılıp tam not aldılar:).

 

Çok da pratik olan bu poğaçaları hazırlayıp fırına verdikten sonra çayınızı da demleyip kısa süre içinde kendinize bu keyfi armağan edebilirsiniz; dışarıda yağan karı seyrederken çayın yanına eşlik eden, dumanı üzerinde Ay Poğaçaların keyfi…

 

İşte Tarifi:

 

AY POĞAÇA

 

 

Malzemeleri:

 

1 çay bardağı zeytinyağı

2 su bardağı su

1 adet yumurta (beyazı hamurun içine, sarısı poğaçanın üzerine konulacak)

2 yemek kaşığı üzüm sirkesi

2 çay kaşığı tuz

1 paket kabartma tozu

aldığı kadar un (tam buğday unu kullandık)

 

hamurun üzerine sürmek için: zeytin yağı

 

İç Malzemesi:

Beyaz peynir

Yarım demet maydanoz

 

 

Yapılışı:

 

Suyu, yağı, yumurta beyazını, tuzu ve kabartma tozunu bir yoğurma kabına alıyoruz. Sirkeyi kabartma tozunun üzerine döküp köpürmesini sağlıyoruz. Unu yavaş yavaş ilave edip yoğurarak, kulak memesi kıvamında (bayılıyorum bu tabire:)) bir hamur elde ediyoruz. Yoğurduğumuz hamuru 15 dakika dinlendiriyoruz. Ezilmiş beyaz peynir ve kıyılmış maydanoz ile bir iç malzemesi hazırlıyoruz.

Bu sürenin ardından hamuru 8 adet civarında bezeye ayırıyoruz (her beze yumruk büyüklüğünde olacak).

 

Birinci bezeyi, merdaneyle yarım santim kalınlığında açıyoruz, üzerini sıvıyağ ile yağlıyoruz. Yağladığımız hamuru dört kenarından bohça gibi katlayıp tekrar yarım santim kalınlığında açıyoruz. Açtığımız bu hamuru bıçakla dörde bölüyoruz (dört üçgen parça olacak). Her parçanın geniş ucuna 1 tatlı kaşığı kadar iç malzemesi koyup rulo şeklinde sarıyoruz. Poğaçanın iki ucunu ortaya doğru çevirip ay şekli veriyoruz. Aynı işlemi bütün bezeler için uyguluyoruz.

 

Yağlı kağıt serili fırın tepsisine hazırladığımız poğaçaları koyuyoruz. Üzerlerine yumurta sarısı sürüyoruz. Önceden 180C°’ye ısıtılmış fırında pişiriyoruz (yaklaşık 25 dk.).

 

Afiyet Olsun:).

HAFİF SAĞLIK ÇORBASI

Mart 4, 2011 - 11:57 am 18 Comments

 

Günlerdir buraları “Yok Yok Keki”min tarifi ile baş başa bıraktığım için üzgünüm..Neyse ki bu sefer nedeni isteksizlik ya da tembellik değil; bu sefer işlerimin ve hayatın yoğunluğu içinde hobilerime zaman ayıramamaktan kaynaklandı bu durum..Hazır yeri gelmişken burada yoga hocama da selamlarımı ileteyim:), çoktandır gidemedim yogaya da..

 

Neyse, sağlığımız yerinde olsun da bütün bu koşturmacalar için güç bulabilelim kendimizde. Açıkçası yorucu bile olsa ben hayatın bu koşturmacalı halini seviyorum:)..

 

“Sağlığımız yerinde olsun” dileğinde bulunmuşken tam da bu güzel dileğe uygun, onu pekiştirecek bir tarif paylaşacağım bugün. Hala oldukça serin olan baharın şu ilk günlerinde içimizi ısıtacak bir çorba tarifi bu. İçindeki çeşit çeşit sebze ve otlar sayesinde besleyici ve lezzetli; içinde hiç yağ kullanılmadığı için de diyet kategorisine girebilecek bir tarif bu. Yağ namına sayabileceğimiz tek malzeme süt, eh bu da bu çorbanın lezzetinin minik sırrı. Yine de daha da hafifleştirmek istenirse yağsız süt yada su da kullanılabilir onun yerine.

 

Madem sağlıklı ve de böylesine hafif bir çorba, ben de “Hafif Sağlık Çorbası” dedim adına:).

 

İşte Tarifi:

 

HAFİF SAĞLIK ÇORBASI

 

 

Malzemeleri:

 

1 su bardağı kırmızı mercimek

1 adet orta boy kuru soğan

2 diş sarımsak

1 adet havuç

1 adet patates

1 adet kereviz

1 kase brokoli (2-3 dal)

5-6 dal maydanoz

5-6 dal dereotu

 

çorbayı inceltmek için:süt

 

Yapılışı:

 

Öncelikle bütün sebzeleri yıkayıp, gerekenlerin kabuklarını soyuyoruz. Çok büyük sebzeleri 2-3 parçaya bölüyoruz ve hepsini derin bir tencereye alıp üzerine gelinceye kadar su ekliyoruz. Sebzelerin hepsi yumuşayana dek haşlıyoruz.  Haşlanan sebzeleri el blenderinden geçirip iyice eziyoruz. Bu koyu kıvamlı çorbayı soğutuyoruz ve servis edeceğimiz zaman yeterince sütle inceltiyoruz. Tuzunu ve karabiberini ekledikten sonra kaynatıp servis ediyoruz.

 

Not: Servis ederken üzerine nane, pul biber gibi baharatlar çok yakışıyor. Misafirleriniz için yaptığınızda lezzeti biraz daha artırmak isterseniz çorbanın üzerine eritilmiş tereyağı ve nane karışımı dökebilirsiniz. Ama tabi o zaman çorba diyetlikten biraz çıkıyor:))..

 

Afiyet olsun…

 

Göz açıp kapayana kadar geçen koca bir haftanın ardından, herkese neşe dolu, eğlenceli ve dinlendirici bir haftasonu diliyorum:).