YENİ YIL, YENİ YAZI, YENİ BİR TARİF: PORTAKALLI DAĞINIK KURABİYE

Ocak 11, 2013 - 3:28 pm 14 Comments

Yeni yılın bu ilk yazısını yazarken blogumu takip eden, bu sayfalara rastlayıp da bu satırları okuyan herkese yeni yılda; önce sağlık, mutluluk ve huzur, sonra bol şans ve başarı diliyorum. 2013 dileklerinizin gönlünüzce gerçekleştiği bir yıl olsun…

Yılbaşı tatilini fırsat bilip yeni yıla Prag’da girdik biz. O şehre ilk gidişimizde arkadaşlarımızla “bir yılbaşını burada kutlamalıyız mutlaka” diye konuşmuştuk. Nasıl gönülden istemişsek artık, bu yıl bu dileği gerçekleştirdik:). Alltaki resim ordaki meydanda yapılan yeni yıl süslemelerini gösteriyor. Yeni yıla bu meydanda, havai fişeklerin altında girdik…

Yeni yılın ilk tarifi de ağızları tatlandıracak bir tarif olsun istedim. Böylece yayınlanmayı bekleyen tariflerin arasından, mis gibi portakal kokulu, kuru meyvelerle zenginleştirilmiş, her lokmada yumuşacık bu kurabiyelerin tarifi ön sırayı kaptı.

Bu tarif annemin arkadaşlarından Cavidan ablaya ait. Annemler aylık buluşmalarında mutlaka tarif alış verişi yapıyor. Bu durumdan en karlı kim çıkıyor bilin bakalım;)?

Hafif ve leziz, tadının çoğunu kuru meyvelerden alan ve gerçek anlamda içinde portakalı hissettiğiniz kurabiyeler bunlar. Annemle beraber iki kez yaptık bu kurabiyelerden ve çok kısa sürede tükendiler. Bir adı var mıydı bilmiyorum ama ben ” Portakallı Dağınık Kurabiyeler” diyeceğim adına.

Cavidan ablaya bu güzel tarifi için çok teşekkür ediyorum. Böyle, başka güzel  tariflerini de alıp denemek için sabırsızlanıyorum;).

İşte Tarifi:

Portakallı Dağınık Kurabiyeler

Malzemeleri:

1 çay bardağı fındık yağı

1,5 çay bardağı toz şeker

1 adet yumurta

1 adet büyük boy portakal

1 su bardağı kuru üzüm

15-17 adet kuru kayısı (gün kurusu kayısı kullanılırsa daha şekerli bir tadı olduğundan miktar azaltılabilir)

1 su bardağı iri dövülmüş ceviz

4 buçuk su bardağı un (ben tam buğday unu kullandık)

1 paket kabartma tozu

Yapılışı:

Öncelikle şekeri, yağı, yumurtayı bir yoğurma kabında iyice karıştırıyoruz. Portakalı yıkayıp, kabuklarıyla beraber (sadece baş kısımlarını kesip) robottan geçiriyoruz. Kayısıları küp küp doğruyoruz. Kıyılmış portakalı, kayısıları, üzümleri ve cevizi de yumurtalı karışıma ekleyip iyice karıştırıyoruz.

Unu ve kabartma tozunu da ekleyip yoğurarak ele yapışan bir hamur elde ediyoruz. Bu aşamada unu azar azar ilave edip ayarlamak lazım, bizim yapışımızda 4,5 bardak un aldı.

Hamuru iyice yoğurduktan sonra iki kaşık yardımıyla ceviz büyüklüğünde parçalar alıp, mümkün olduğunca yuvarlak şekilde yağlı kağıt serilmiş tepsiye yerleştiriyoruz. (Çok dağınık olsun istemezsek bu aşamada elde yuvarlamaya da başvurabilirsiniz).

Bu tarifin özelliği, çoğu tarifin aksine fırını önceden ısıtmamak. 180Cº’ye ayarladığımız fırına kurabiyeleri koyuyoruz. Yaklaşık 20 dakika kadar (üzerleri kızarana dek) pişiriyoruz.

Afiyet olsun:)

EZOGELİN ÇORBASI

Aralık 24, 2012 - 5:20 pm 11 Comments

Bu soğuk kış günlerinde içimizi ısıtacak sıcacık, lezzetli bir çorbaya kim hayır diyebilir ki…

En temel çorba tariflerinden biridir “Ezogelin Çorbası”.

Evden eve içeriği ufak farklılıklar gösterse de ana malzemeler bellidir. Lezzetini baharatlarla zenginleştirmek de kendi damak zevkimize kalır çoğu kez.

Benim de severek, sıkça yaptığım bu çorbanın tarifinin sitemde olmadığını fark ettim geçenlerde. İlk fırsatta yapıp, fotoğraflayıp arşive eklemeye karar verdim…

İşte tarifi: 

EZOGELİN ÇORBASI

Malzemeleri:

2 yemek kaşığı zeytinyağı

1 yemek kaşığı un

1 adet orta boy kuru soğan

1 yemek kaşığı domates salçası

1 tatlı kaşığı acı biber salçası (istenirse)

yarım çay bardağı ince bulgur (ben esmer bulgur kullandım)

yarım çay bardağı pirinç

1 su bardağı kırmızı mercimek

Kuru nane (en az 1 tatlı kaşığı kadar ama ben daha da çok kullanıyorum)

Karabiber, pul biber, tuz

Yapılışı:

Öncelikle bir tencereye zeytinyağını, kuru naneyi ve yemeklik doğranmış kuru soğanı koyup kavuruyoruz. Soğanlar kavrulunca unu da ekleyip kokusu çıkana dek kavuruyoruz. Salçaları da ilave edip kavurmaya devam ediyoruz.

Diğer yanda mercimeği, pirinci ve bulguru yıkayıp süzüyoruz. Yıkadığımız bu malzemeleri de kavrulan salçalı soğana ilave ediyoruz. Biraz da bu şekilde karıştırıp kaynar suyu malzemelere ilave ediyoruz. Tuzu ve baharatları da ekleyip (ben bu aşamada biraz daha kuru nane ekliyorum) kaynamaya bırakıyoruz. Bütün malzemeler kabarıp, dağılmaya başlayacak. Bu aşamada çorba yoğunlaştıkça gerekirse kaynar su ilavesi yapıyoruz. (Suyunu ben göz kararı koyuyorum ama 4-5 bardak kadar suyla başlayıp, gerektikçe ilave ediyorum).

Çorbadaki bütün bakliyat iyice pişip kıvam alınca çorbamız hazır hale geliyor.

Afiyet Olsun:).

ZEHRA TEYZE’MİN REVANİSİ

Aralık 17, 2012 - 12:24 pm 9 Comments

Bugün güne bembeyaz uyandık Ankara’da..Çoktandır geleceğini hissettiren kar kaplamıştı sokakları, çatıları. Ve ben bugün resmen bere, eldiven sezonunu açmış bulunmaktayım:). 

Yepyeni bir haftaya tatlı mı tatlı bir tarifle başlayalım istedim. Bu tarif Zehra Teyzeme ait. Bu tatlıyı ilk kez onların evinde yemiş ve hafif lezzetine bayılmıştık. Ben de davet soframa çok yakışacağını düşündüğüm bu revani tarifini rica ettim ondan. Ve geçen hafta içinde tam iki kez yapıldı bizim evde:).

Klasik revani tariflerinde genelde irmik oluyor. Bu tarifte irmik yok. Şerbetinin oranında da şeker daha az olduğu için benzerlerine göre çok hafif ve bir o kadar da lezzetli oluyor. Ben tarife ilave olarak limon kabuğu da ekledim. Bu ilave de tatlıya çok yakıştı doğrusu:).

Şu soğuk kış günlerinde biraz enerjiye ihtiyaç duyduğunuzda, canınız tatlı çektiğinde kolayca hazırlayıp afiyetle yiyeceğiniz bir tatlı bu. Bir de kaymakla beraber sunulunca iyice doyulmaz bir lezzet halini alıyor.

Zehra Teyzeme ve tarifi bana ulaştıran Duygucuğuma bir de buradan çok teşekkür ediyorum:)…

İşte Tarifi:

ZEHRA TEYZE’MİN REVANİSİ

Malzemeleri:

5 adet yumurta

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağından 2 parmak eksik zeytinyağı (riviera)

2 su bardağı un

1 paket kabartma tozu

1,5 limonun suyu

1 limonun kabuğunun rendesi (ben ilave ettim)

Şerbeti için:

4 su bardağı su

3 su bardağı toz şeker

Yapılışı:

İlk olarak şerbeti hazırlamak için bir tencerede şekerle suyu 1-2 taşım kaynatıp ılınmaya alıyoruz.

Diğer yanda revani için yumurtalarla şekeri mikser yardımıyla iyice çırpıyoruz. Limon suyu hariç diğer malzemeleri de ilave edip çırpıyoruz. En son limon suyunu ekleyip karıştırdıktan sonra yağlanmış tepsiye döküyoruz (ben büyük, kare borcam tepsi kullandım). 175C°’ye ısıtılmış fırında üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz (yaklaşık 20-25 dk.).

Pişen keki fırından çıkartıp ilk sıcağının gitmesini sağlıyoruz. Hem şerbet hem de kek ılıkken şerbeti kekin her yerine dağıtarak döküyoruz.

Bu aşamada ben şerbetle buluşan revaniyi ılık fırının içine koydum, böylece daha da güzel kabarıp şerbeti içine çekti.

Oda sıcaklığına gelen tatlıyı buzdolabında en az bir kaç saat dinlendiriyoruz. Soğuyan tatlıyı dilimleyip kaymakla servis ediyoruz.

Afiyet Olsun:).

KIYMALI, PATATESLİ ÇITIR BÖREK

Aralık 5, 2012 - 10:02 am 12 Comments

Mesele o ilk kelimeyi yazmak…

İlk kelimeyi yazınca gerisi gelir. Uzak kaldıkça zor geliyor yeniden başlamak, oysa ne çok rahatlatır insanı, cümleler ardı ardına dökülünce.

Belki tembellik, biraz isteksizlik, hayatın farklı alanlarında bol bol koşturmaca, değişimler, dönüşümler…Pek çok neden sayabilirim aslında bunca zaman yazmamaya ama ne gerek var şimdi; işte buradayım yeni bir yazı ve tarifle:)..

İlk defa araya bir mevsim koymuşum, fark ettim son yazdıklarıma bakınca. Mevsimi kış etmişiz. Sevenine haksızlık etmek istemem ama kış, benim sevme sıralamamda en sonda gelir mevsimler arasında. Çünkü çok üşürüm, bir türlü ısınamam, buna rağmen kat kat giyinmeyi de sevmem yani “kış” eşittir “üşümek” bana göre;).

Bir de güneşi görmemek çok zor gelir bana. Bu, soğuktan bile daha zorlar bünyemi. Yüzünü nadir de gösterse kış güneşini görmek isterim enerjilenmek için. Güneş olunca Ankara’mın ayazı bile daha katlanılır gelir bana.

Ama kışa has güzellikler de yok değil elbet. Mesela; dışarının soğuğunu unutup, sıcacık bir içecekle evde film keyfi yapmak ne güzeldir. Sıcacık o içeceğin yanında, çıtır çıtır bir böreğe de kimse hayır demez sanırım:)).

İşte böyle bir kış keyfinin eşlikçisi bir börek tarifi vereceğim bugün size; kıymalı, patatesli çıtır böreğin tarifini. Yapımı keyifli ve pratik, lezzeti eşsiz.

 İşte Tarifi:

 

KIYMALI, PATATESLİ ÇITIR BÖREK

Malzemeleri:

4 adet yufka

yufkalara sürmek için zeytinyağı

yufkalara serpmek için un

İç malzemesi:

1 adet kuru soğan

2 yemek kaşığı sıvıyağ

250 gr yağsız dana kıyma

3-4 adet iri patates

1 yemek kaşığı domates salçası

yarım demet maydanoz

karabiber

tuz

kırmızı pul biber (isteğe bağlı)

üzerine:

1 adet yumurta

Yapılışı:

Öncelikle iç malzemesini hazırlamak için patatesleri haşlayıp, kabuklarını soyuyor ve iri küpler halinde doğruyoruz. Diğer yanda, kuru soğanı yemeklik doğrayıp kıymayla birlikte sıvıyağda kavuruyoruz. Daha sonra salçayı da ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Bu malzemeler kavrulunca ocağın altını kapatıp, haşlanmış patatesleri, kıyılmış maydanozu ve baharatlarını ilave ediyoruz. İç malzemesini soğumaya bırakıyoruz.

İç malzemesini hazır ettikten sonra, bir yufkayı açıp üzerine, her yere gelecek şekilde, fırça ile sıvıyağ sürüyoruz. Avucumuza unu alıp yağın üzerine serpiştiriyoruz (bunun için miktar vermiyorum ama çok ince bir tabaka olacak şekilde). Yufkayı ikiye katlayıp bir yarım daire oluşturuyoruz. Yufkanın bu yüzüne de tekrar sıvıyağ sürüp un serpiyoruz. Oluşan bu yarım dairenin düz tarafına iç harcı boydan boya bir çizgi şeklinde koyuyoruz ve bu uçtan başlayarak yufkayı sarıp büyük bir rulo oluşturuyoruz. Daha sonra oluşan bu ruloyu 3-4 parmak kalınlığında kesiyoruz. Bütün yufkalar için aynı işlemi tekrar ediyoruz.

 Oluşan börekleri yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine alıp üzerlerine çırpılmış yumurta sürüyoruz. Daha önceden 185C°’ye ısıtılmış fırında kızarana kadar (yaklaşık 25 dk.) pişiriyoruz.

 Afiyet Olsun..

ARPA ŞEHRİYELİ GÖKKUŞAĞI SALATASI

Temmuz 26, 2012 - 3:33 pm 15 Comments

Hatırlamıyorum kaç defa yaptım bu salatadan; belki dört belki beş kez. Her seferinde fotoğrafını çekerim dedim, unuttum. Sonra da afiyetle yedik tabi:). Tarifi soranlara da sitemi referans gösteremedim haliyle. Kısmet bugüneymiş:).

Özellikle şu bunaltan sıcaklarda kolayca hazırlanan, yedikten sonra ağırlık yapmayan ama oldukça da doyurucu bir tarif isterseniz bu salata tarifi tam da bu tanıma uyuyor.

Bakmayın “salata” dediğime; içindeki malzeme çeşitliliğiyle başlı başına bir öğün yerine bile geçiyor benim için. Ana malzeme olan şehriye de işin doyuruculuk kısmını üstleniyor.

Rengarenk oluşuyla bu ismi uygun gördüm salatama:).

İşte tarifi:

ARPA ŞEHRİYELİ GÖKKUŞAĞI SALATASI

Malzemeleri:

1,5 su bardağı arpa şehriye

3 yemek kaşığı zeytinyağı

1 çay kaşığı tuz

4 adet közlenmiş kırmızı biber (kapya biber) turşusu

kornişon turşu (miktarı damak tadına göre ayarlanmalı, ben 7-8 adet küçük kornişon koyuyorum)

1 küçük boy garnitür konservesi (havuç, bezelye, patates tek tek kesilip, haşlanarak da yapılabilir, ben konserve garnitürü suyla yıkayıp süzdükten sonra kullanıyorum)

1 küçük boy Meksika fasulyesi konservesi (yine suyla yıkayıp süzdükten sonra kullanıyorum)

1 çay bardağı kadar haşlanmış mısır taneleri (isteğe bağlı)

7-8 dal dereotu

Gerek duyulursa ilave tuz

Yapılışı:

Öncelikle arpa şehriyeleri  zeytinyağıyla kavuruyoruz. Daha sonra üzerine tuzu ve kaynar suyu ilave edip pilav gibi pişiriyoruz. Ben suyunu karardan koyuyorum, şehriyelerin diriliğine bakıp, gerekirse biraz daha su ekliyorum ama yaklaşık bir ölçü şehriyeye 2 ölçü su gibi düşünebiliriz. Daha sonra pişen şehriyeleri soğumaya bırakıyoruz.

Diğer yanda közlenmiş kırmızı biber turşusunu ufak küpler halinde doğruyoruz. Kornişon turşusunu da zar gibi küpler halinde kesiyoruz. Garnitürü, meksika fasulyelerini, mısırları ve turşuları soğumuş olan arpa şehriyeyle iyice karıştırıyoruz. Dereotunu incecik kıyıp salataya ilave ediyoruz. Kornişon ve kırmızı biber turşusunun suyundan da istediğimiz kadar salataya ekliyoruz (böyle yapınca fazla tuz ilave etmeye gerek kalmıyor). Tekrar tüm malzemeleri karıştırıp servis kasesine boşaltıp servis ediyoruz.

Not: Ben bu salatayı arpa şehriyeyi kavurduğumuz zeytinyağı ve turşuların suyuyla tatlandırıyorum. İlave zeytinyağı ya da başka soslar da konulabilir.

Afiyet Olsun:)

 

TATİLDEN DÖNÜŞ VE ZEYTİNYAĞLI BEZELYE YEMEĞİ

Haziran 29, 2012 - 3:00 pm 6 Comments

 

Kristal Kelebek görünmedi ortalıkta çoktandır, biliyorum; yeni yazı da ekleyemedi..Hepsinin haklı bir gerekçesi vardı çünkü; haklı ve tatlı bir gerekçe: tatil:)).

 

İki haftalığına Dikili’ye gittik bu sene de her sene olduğu gibi. Yazlık evimizle, Ege’yle, Dikili’yle, Ayvalık’la, Cunda’yla bol bol hasret giderdik. Denizi, güneşi özlemişim. Kuş sesleriyle uyanmayı, bol bol kitap okuma fırsatı bulduğum veranda keyiflerini özlemişim…

 

Tatile gitmeden önce deyim yerindeyse şarjımın son kademelerini kullanıyordum:). Konsantrasyonum yerlerde gezerken, bir türlü ısınamayan hava canımı sıkıyordu. Gri bulutlar bu sene havada fazla mı kalmışlardı ne? Zaten bizim gittiğimiz gün Ankara’da da bunaltıcı sıcaklar başladı. Yani zamanlamamız süperdi:). Kaz Dağlarının tertemiz havasının ulaştığı Dikili iklimi her zaman iyi gelmiştir bize..

 

Sıcaklarda insan hep hafif şeyler yemek istiyor ya (dışarıda yediğimiz akşamlar bol deniz ürünü ve meze kaçamaklarını saymayalım;)) biz de bu yüzden Dikili’de hep hafif yemekler hazırladık annemle.

 

Bugün tarifini vereceğim yemek de onlardan biriydi. Dikili pazarından ellerimizle seçtiğimiz tazecik bezelyelerle yaptık yemeğimizi, sonra da yemelere doyamadık tabi:).

 

İşte tarifi:

 

 

ZEYTİNYAĞLI BEZELYE YEMEĞİ

 

Malzemeleri:

 

1 kg. taze bezelye

1 adet orta boy kuru soğan

6-7 dal taze soğan

bir tutam dere otu (7-8 dal)

2 yemek kaşığı zeytinyağı

2 adet kesme şeker

tuz

 

 

Yapılışı:

 

Öncelikle bezelyeleri ayıklayıp yıkıyoruz ve kurumaya bırakıyoruz. Diğer yanda kuru soğanı yemeklik doğruyoruz. Taze soğanın sadece yeşil kısımlarını ince ince doğruyoruz (beyaz kısımlarını kullanmıyoruz). Bir tencereye zeytinyağını alıp, soğanları bu yağda kavuruyoruz. Soğanlar kavrulunca bezelyeleri de ekleyip bir iki dakika daha kavuruyoruz. Tuzunu ve şekerini ekledikten sonra üzerini geçecek kadar kaynar su ilave ediyoruz. Bezelyeler suyunu çekene kadar pişiriyoruz (yumuşaklığını kontrol etmekte fayda var). Yemeğimiz pişince ocağın altını kapatıp, üzerine incecik kıydığımız dereotunu serpiyoruz ve hafifçe karıştırıyoruz. Yemeğimiz oda ısısına geldikten sonra buzdolabında soğutup servis ediyoruz.

 

Afiyet Olsun:).

YULAFLI TARÇINLI ÇITIR KURABİYELER

Haziran 1, 2012 - 12:21 pm 11 Comments

Tam da yaza girerken benimki de yapılacak şey değil aslında:)..Durmadan kek, börek, kurabiye tarifleri paylaşıyorum:).

Ama seviyorum hamurla uğraşmayı, fırında pişen kek, kurabiye kokusunu çok seviyorum..Üstelik evde bu tür yiyeceklerin varlığıyla mutlu olan da bir aileyiz biz. Gece yatıncaya kadar çay içtiğimizi de düşünürsek, onca çay kuru kuru gitmiyor elbet:).

Bu sefer, uzunca zamandır denemek istediğim bir kurabiye tarifi denedim. Canım arkadaşım Zeynep sayesinde tanışmıştık bu kurabiyelerle. Evde şampiyonluk maçını izleyeceğimiz akşam sağolsun elinde bir tabak dolusu kurabiyeyle gelmişti Zeynep. Laf aramızda benim arkadaşlarım da böyle hamarattır işte:). Soframıza ilave ettiğimiz kurabiyeler sofranın yıldızı oldu resmen. Çıtır çıtır, bol tarçın kokulu, bol kuruyemiş ve kuru meyveli bir kurabiye bu.

Canım Zeynepcim, hem o leziz kurabiyelerin için (kalanların hepsini ben yedim;)) hem de tarif için çoook teşekkür ederim. Güzel tariflerinin devamını beklerim:).

Zeynep tarifi internetten almış. Ben yine kendimce minik değişiklikler yaparak uyguladım. Mesela yağı orjinal tariften 25. gr azaltıp kullandım, şekeri 2/3 bardaktan yarım bardağa indirdim. Konulacak ilave malzemeleri her zamanki gibi biraz abarttım:). Neyse sözü uzatmadan benim ufak değişikliklerimle tarifi vereyim.

İşte Zeynep’in kurabiye Tarifi:

YULAFLI TARÇINLI ÇITIR KURABİYELER

Malzemeleri:

1 yumurta

yarım su bardağı kahverengi şeker (Zeynep’in verdiği tarifte 1/3 bardak beyaz şeker+ 1/3 bardak esmer şeker kullanılıyordu)

100 gr. Tereyağı (oda sıcaklığında) (asıl tarifte 125 gr.’dı)
1 bardaktan 1 parmak eksik un (ben tam buğday unu kullandım)

1,5 su bardağı yulaf ezmesi

1 çay kaşığı karbonat (malzemelere eklerken karbonat kokmasın diye üzerine birkaç damla limon suyu sıkıp ekledim)
1 tepeleme çay kaşığı tarçın
yarım paket vanilya
bir tutam tuz
yarım su bardağı kuru üzüm

4 adet hurma (minik doğranmış) (tarifte yoktu, ben ekledim)
yarım su bardağı dövülmüş ceviz

yarım su bardağı dövülmüş fındık (tarifte yoktu, ben ekledim)

bir avuç file badem (tarifte yoktu, ben ekledim)

Yapılışı:

Tereyağına şekeri ilave edip bir karıştırma kabında, mikserle iyice çırpıyoruz. Kremsi bir kıvam aldıktan sonra yumurtayı da ekleyip karıştırıyoruz. Unu, tuzu, vanilyayı, tarçını ekliyoruz. Üzerlerine karbonatı da döküp, karbonatın üzerine bir kaç damla limon suyu sıkıyoruz. Daha sonra hepsini yeniden karıştırıyoruz. Yulaf ezmesini, kuru yemişleri, üzümü ve hurmayı da ekleyip elimizle yoğuruyoruz (ele yapışan sertçe bir hamur oluyor).

Yağlı kağıt serilmiş tepsiye, iki kaşık yardımıyla hamurdan, bir tatlı kaşığı kadar parçalar kopartıp aralıklı olacak şekilde diziyoruz. Zeynep, hamurun pişerken çok yayıldığı için aralıklı dizmemi söylemişti. Benim kurabiyelerim yayılmadı (hamura eklediğim ilave malzemelerden ya da daha az yağ kullandığım için olabilir bu). Öyle olunca ikinci tepsiye koyduğum kurabiyelerin üzerlerine hafifçe bastırıp biraz düzleştirdim.

Önceden 185C°’ye ısıtılmış fırında üstü kızarana dek, 8-11 dakika kadar pişiriyoruz (ben tam 10 dk. pişirdim). Fırından ilk çıktıklarında yumuşak olan kurabiyeler, soğudukça sertleşiyor.

Daha sonra ister çayın, kahvenin, isterseniz bir bardak sütün yanında (benim favorim:)) afiyetle yiyoruz..

FINDIKLI KAKAO KREMALI MİNİ KEKLER

Mayıs 23, 2012 - 10:05 am 19 Comments

 

Bugün bu mini mini, mis gibi fındık kokan, içinde tatlı bir sürpriz de barındıran keklerim hepimize neşe versin; hem görüntüsüyle hem de tadıyla…Tıpkı bulutların arkasında saklanmaktan vazgeçip ara ara bize yüzünü gösteren şu bahar güneşi gibi:)..

 

FINDIKLI KAKAO KREMALI MİNİ KEKLER

 

 

Malzemeleri:

 

4 adet yumurta

yarım su bardağından biraz fazla zeytinyağı

1 su bardağı toz şeker

1 su bardağı süt

1,5 su bardağı fındık

2,5 su bardağı un (ben yine tam buğday unu kullandım)

istenilen miktarda kakaolu fındık kreması (oda sıcaklığında) (ben Nutella kullandım)

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

 

Yapılışı:

 

Öncelikle fındıkları robotta un gibi olacak şekilde öğütüyoruz. Diğer yanda, bir karıştırma kabında, yumurtalarla şekeri, şeker eriyene kadar güzelce çırpıyoruz. Daha sonra yağı, sütü, çekilmiş fındığı, unu, vanilyayı ve kabartma tozunu ekleyip iyice karıştırıyoruz.

 

Kek karışımını minik kek kalıplarının içine koyduğumuz kağıt kalıplara pay ediyoruz. Kağıt kalıpların üzerinde birer parmak kadar kabarma payı bırakıyoruz. Daha sonra oda sıcaklığındaki kakaolu fındık kremasını her bir kek hamurunun tam ortasına birer tatlı kaşığı kadar koyuyoruz.

 

 

Kalıplardaki hamuru fazla karıştırmadan, kremaların üzerini hamurla hafifçe örtüyoruz (böylece krema hamurun içinde kalacak). Önceden 175Cº’ye ısınmış fırında kekler kabarıp kızarana dek (20-25 dakika kadar) pişiriyoruz.

 

 

Afiyet bal şeker olsun:).

HAŞHAŞLI RULOLAR

Mayıs 8, 2012 - 9:53 am 13 Comments

 

 

Bugün sıcacık çöreklerim var…Pişerken evi mis gibi maya, haşhaş ve ceviz kokusuna bürüyen çörekler:).

 

İşte tarifi:

 

HAŞHAŞLI RULOLAR

 

 

Malzemeleri:

 

Yarım kilo un (her zamanki gibi tam buğday unu kullandım)

1 paket instant maya

1 tatlı kaşığı şeker

2 çay kaşığı tuz

aldığı kadar ılık su-süt karışımı (sadece süt de kullanılabilir)

 

iç malzemesi:

 

1 kase kadar haşhaş ezmesi

haşhaşı seyreltecek kadar zeytinyağı

1 su bardağı dövülmüş ceviz

 

üzerine:

 

1 adet yumurta

susam

 

Yapılışı:

 

Unu bir yoğurma kabına alıp ortasını havuz gibi açıyoruz. Unun ortasına mayayı, tuzu ve şekeri döküyoruz. Ocakta ılıttığımız su ve süt karışımını (kaynamayacak) azar azar una ilave edip oldukça yumuşak bir hamur elde ediyoruz (ele hafif yapışacak). Hamurun üzerini kapatıp, yaklaşık 1 saat kadar mayalanmaya bırakıyoruz.

 

Bu arada iç malzemesi için haşhaş ezmesine yeterince zeytinyağı ekleyip sürülebilir kıvama getiriyoruz. Cevizi de haşhaş ezmesine ilave edip iyice karıştırıyoruz.

 

Hamur mayalanıp kabardıktan sonra elimizi zeytinyağı ile yağlayıp (hamurun elimize yapışmaması için) hamuru 3-4 parçaya bölüyoruz. Her bir parçayı elimizle bastırarak açıp, inceltiyoruz. Açtığımız hamurun yüzeyine haşhaşlı karışımdan iyice sürüyoruz ve iki uçtan çevirip rulo yapıyoruz (rulo yaparken hafif bükerek sarıyoruz). Bu büyük ruloyu üçer parmak genişliğinde kesip daha küçük rulolar elde ediyoruz. Bütün hamur bitene kadar aynı işlemi yapıyoruz.

 

Bu şekilde hazırladığımız çörekleri yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine diziyoruz. Üzerlerine çırpılmış yumurta sürüp susam serpiyoruz. Tepside de yarım saat kabarmaya bırakıyoruz. Önceden 200 C°’ye ısıtılmış fırında çörekler kızarana kadar pişiriyoruz. Pişen çöreklerin ilk sıcağı çıkınca tepsinin üzerine hafif nemli, temiz bir mutfak bezi seriyoruz ki çöreklerimiz yumuşacık kalsın.

 

Afiyet olsun:).

 

MERCİMEK KÖFTESİ

Nisan 24, 2012 - 2:51 pm 10 Comments

 

Güzel bir günün tariflerinden birinde bugün sıra:)..

 

Geçen hafta annemin arkadaşları bize geldi. Ayda bir buluşuyorlar bu şekilde. Bu kez ben de dahil oldum onlara. O kadar güzel sohbet ettik ki zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile. Böylesi değerli insanlarla geçirilen saatler gerçekten de çok kıymetli. İçten, neşeli dost sohbetleri, onların hayat tecrübeleriyle bana aktardıkları, beraber tatlı anılarımız..Bütün bunlarla dolu dolu geçen, sohbetimize bol çayın eşlik ettiği sıcacık bir gündü..Tekrarını sabırsızlıkla bekliyor olacağım:).

 

Düşündüm de; küçükken, anne günleri yalnızca birbirinden leziz keki, böreği, çöreği mideye indirme anlamına gelirdi oysa:)). Nasıl sevinirdik annemizin günü olacak diye. Günler öncesinden hummalı çalışmalar başlardı mutfakta, çok iyi hatırlıyorum. Bize de okuldan gelince koca bir tabak hazırlanırdı birbirinden güzel yiyeceklerle dolu.

 

O zamanın klasikleri de dün gibi aklımda; pudingli-bisküvili pasta mutlaka olurdu, un yada nişasta kurabiyesi, kakaolu kek, peynirli poğaça, ıspanaklı börek de olmazsa olmazlardandı.

 

Sonra o günlerde mutlaka tarifler de değiş tokuş edilirdi; annem emektar yemek defterini açar, özenle deftere yazardı aldığı tarifi. Bu yüzden yıllar öncesinin o defterini bugün açtığımda, tarifin adı yanında tarif sahibinin de adı bulunmakta; “ablamın keki, Tuncay’ın tatlısı, Semiha’nın böreği” gibi:)..

 

Hey gidi günler hey..Yıllar sonra annemin günü için ana-kız beraber geçtik mutfağa:)..Bu kez kendi klasiklerimiz, eski tarif defterleri ve biraz da internet araştırması ilham kaynağımız oldu menümüzü hazırlamaya.

 

Menümüzden ilk tarifi paylaşayım öyleyse; benim en sevdiğim, ennnn klasiklerden “Mercimek Köftesi”nin tarifi..

 

Tarifi yazmadan önce siteme girdim, baktım; tarifi daha önce paylaşmamışım, oysa ne çok sevilir ve yapılır bizim evde. “Öyleyse zamanı çoktan gelmiş” dedim..

O gün kaç tane bu köftelerden yedim hatırlamıyorum bile:).

 

İşte tarifi:

 

Mercimek Köftesi

 

 

Malzemeleri:

1 su bardağı kırmızı mercimek

1 su bardağı ince köftelik bulgur (biz esmer bulgur kullandık)

1 orta boy kuru soğan

1 küçük çay bardağı zeytinyağı

2 yemek kaşığı domates salçası

7-8 dal maydanoz

7-8 dal taze soğan

Nar ekşisi

Karabiber, pul biber, kimyon, tuz

Yapılışı:

Öncelikle mercimeği 4 su bardağı suda, suyunu çekene kadar haşlıyoruz. Mercimek suyunu çekince ocağın altını kapatıyoruz. Yıkayıp süzdüğümüz bulguru mercimeğe ekliyoruz, iyice karıştırıp kabarmasını sağlıyoruz. Diğer yanda kuru soğanı yemeklik doğruyoruz, zeytinyağında iyice kavuruyoruz. Kavrulan kuru soğana salçayı da ilave edip kavurmaya devam ediyoruz. Daha sonra kavrulan soğan-salça karışımını bulgur ve mercimeğe ilave edip hepsini iyice karıştırıyoruz. Taze soğanları ince ince kıyıyoruz (sadece yeşil kısımlarını kullanıyoruz). Maydanozları da ince şekilde doğrayıp taze soğanlarla birlikte diğer malzemelere ekliyoruz. Damak tadımıza göre nar ekşisi ve baharatları serpip (ben bol ekşili ve kimyonlu seviyorum mesela) bütün malzemeleri elimizle yoğuruyoruz.

Yoğurup iyice karıştırdığımız malzemeye elimizle ince uzun şekil (klasik mercimek köftesi şekli) verip servis tabağına dizdiğimiz marulların üzerine sıralıyoruz. Yanında bol marul yaprağı ile servis ediyoruz.

Afiyet Olsun:).